| Fatih's profileHayatta Medcezir' lerden...PhotosBlogNetwork | Help |
Hayatta Medcezir' lerden ibaret degilmidir |
December 04 Haydin kopun garii :)FOX TV de Anlat Bakalim Yarisması :p
Kelime: KADINBUDU - Oğlum sen nesin? - Erkek! - Tersi? - Kadın! - Onun yeneni? - Çıtır Kelime: DIZ - Pantolonu nereye giyeriz? - Bacağa? - Hah! Bacaklarımızın ortasında ne vardır? - Ohaaa! Kelime: ZEBANI - Allahın meleklerinden biri. - Cebrail. - İlk üç harfi cizgili bir hayvanı çağrıştırıyor. - Zebrail? - Seni zebrail çarpsın inşallah! Kelime: DUVAK - Kadınla erkek birleşmeden önce, erkeğin kaldırdığı şey - Ohaaa! Kelime: TELEPATI - Hani ben sana bir seyi anlatmaya calisiyorum ama sozle degil beyin, dalgalariyla falan... - Ihıhıh ney diiii.. teletabi..! - Tamam, tele'si kalsın. Kedilerin eline ne denir? - Buldum! Telepence - Offf beee bi kere de bil... Kelime: TIMSAH - Abi bööle hani... kertenkele nedir? - Hayvan - Ne cins hayvan? - Sürüngen - Ok! Abi bu kertenkelenin birkac beden büyüğü.. - Ejderha - Yuhhh! Son kelime eğer bilinirse oyun kazanılacaktır. Süre 10 saniye. Ben en cok bunu begendim :p
Kelime: LAMBADA Ekip1: Aha mıçtınız..! Ekip2: Sen öyle san. Söyle bakalım Alaaddinin cini nerede yaşar? Lambada Ekip1: Hastırr... Kelime: Van Gogh (kulak tabu kelime) - Abi bu kişi bir organını kesen bir sanatçı - Bülent Ersoy Kelime: Uğur Dündar - TV de program yapıyo hani yıllardır.. - Reha Muhtar? Ali Kırca? - Yok, yok. Sarışın mavi gözlü - Atatürk? Gülmekten iptal edildi... Kelime: KRAMP - Hani futbolculara girer - Krampon Kelime: SERÜVEN - Abi Macellan nasıl biriydi? - Ne biliyim, iyi biriydi heralde.. - Abi onu demiyorum neye düşkündü? - Karıya, kıza, bi de içkiye olabilir - Pes..! Kelime: MISIR - Keops nerede? - Etiler! - Allah cezanı versin Emre.... Kelime: OKUL - Biz nereye gideriz hergün? - Bara... Diskoya.. Sinemaya.. Cafeye.. Bowlinge.. Ayyy! Olmuyo bööle başka şekilde anlat.. - Ailemiz bizi nereye gidiyo biliyor? - Haaa.. okulaaa.. Kelime: Anneler Günü - Cennet kimin ayaklari altında? - Anne - Tamam, ha ni onların özel bir günleri var, ne o? - Adet..? Kelime: KÖPEKBALIĞI - Denizde ne olur? - Dalgaa! - Hayir ya öyle diil. Hani karadada var ha v hav der? - Ha! Köpek. - Onun denizde olanı? - Deniz köpeği! September 04 BİLİR MİSİN ?BiLİR MiSiN? << Tam sInIrdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin? Nöbetçiler ha gördü, ha görecek Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek... Ama... Bir adım daha atamazsın. Uzanıp tutamazsın; Göz pınarlarında donup kalır hayallerin Planların, kaçışın, kurtuluşun Ve deler sevgi dolu yüreğini Sevgi bilmeyen bir kurşun. Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin? Batan bir gemiye el sallayamamak, Oturup ağlayamamak, Birkaç kulaç ötedeki Bir tahta parçasını tutamamak, Nedir bilir misin? Sevmek nedir bilir misin? Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır Bütün benliğini sarar, ısıtır. Her gülüşte yeniden doğarsın Ve bin kere ölürsün her iç çekişte Nasıl anlatsam bilmem ki. Yani "sevmek" işte. Duymak nedir bilir misin? Duymak, ama anlatamamak Çemberini kıramamak kelimelerin. Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek "Seviyorum" diyememek Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin... June 18 Sıkı Lafbir telefoncuya giren çocuk nokia 3310'ları incelemektedir. gülen bir yüzle onu izleyen kasiyere döner ve sorar: -abi bunun şarjı bi hafta gider mi? -sırtında bi aküyle dolaşırsan gider ----------------------------------------------------------- bir toplantıda bir genç mehmet akif'i küçük düşürmek için sorar; -affedersiniz, siz veteriner misiniz? mehmet akif'in cevabı; -evet, bir yeriniz mi ağrıyordu ? ----------------------------------------------------------- kulaklarının büyüklüğü ile ünlü galileo'ye hasımlarından biri: - "efendim", demiş. "kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?" galileo: - "doğru", demiş. "benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?" ----------------------------------------------------------- nasreddin hocaya , timurun "seninle bir eşşek arasında ne kadar fark var" sorusuna hocanın "benimle bir eşşek arasında iki arşın fark var" demesi.(o esnada hoca ile timurun arasında iki arşın boyu uzaklık olmaktadır) ----------------------------------------------------------- muhabir: müslüm bey, hakan taşıyan için arabeskin yeni peygamberi diyorlar. ne diyorsunuz? müslüm gürses: ben öyle bir peygamber gönderdiğimi hatırlamıyorum. ------------------------------------------------------------ bernard shaw ve soylu bir hanimefendi arasındaki bi konuşma - hanımefendi bin sterline benimle yatarmısınız? - önerinizi düşüneceğim. - pekiii bir sterline benimle yatar mısınız? - siz beni ne sanıyorsunuz??? - madam, sizin ne oldugunuz zaten saptanmış durumda. iş pazarlığa kaldı. ------------------------------------------------------------ kral tv de vj konu açmıştır benim için nelerinizi feda edersiniz diye arayanlar soyluyor evimi, arabamı, herşeyimi...vatandaşın biride çıkar -ben 200 milyon veririm!! kadın donakalır nası yani? -sen etsen etsen 50 kilo edersin,kaşarın kilosuda 4 milyon 4x50=200 eheheh ----------------------------------------------------------- hoca sınıfa girer, öğrenciler ayağa kalkar selam verir otururlar. hoca birden dellenir: hoca : "ben size oturun demedim ki hebele hübele" eleman: "kalkın da dememiştiniz" hoca : "...fatal error..." ----------------------------------------------------------- pizzacı kızın telefonda belkide ilk aldığı pizza siparişi: pizacı kız:buyrun efendim xyz pizza eleman:3 tane parça pizza adres: xqw pizzacı kız:efendim 3 parça pizza gönderemiyoruz en az 5 parça olmalı eleman: ee iyi o zaman sen o 3'ü 5'e böl öyle gönder... ------------------------------------------------------------ hülya avşar: "hiç aynaya baktın mı? sen de popstar hali var mı?" ajdar: "aynaya değil ama size bakınca kendimi bayağı star gibi hissediyorum -------------------------------------------------------------- ismail dümbüllü sahnedeyken izleyicilerden biri sahneye hıyar atar.dümbüllü hıyarı eline alıp "biri kartvizitini yollamış" der. ------------------------------------------------------------------ ingiliz lordu Atatürk'ün daveti üzerine istanbul'a gelir.ingiliz lordu şerefine verilen yemekte servis yapan türk elindeki tepsiyi devirir.herkes büyük bi şaşkınlık içinde kalmıştır ve atatürk'ün ne tepki vereceği beklenirken, atatürk ingiliz lorduna dönerek: "HALKIM HERŞEYİ BECERİYOR DA Bİ TEK UŞAKLIĞI BECEREMİYOR". May 14 En Güzel kokuBir Çiçekmi yoksa bir parfümmü yada bir Yemeğin kokusumu ?
Hayır..!
Bence Engüzel kokan şeylerden biri yaz yağmurları ile gelen TOPRAK KOKUSU dur.
Bir Diğeri BEBEK KOKUSU dur.
Ve SEVDİĞİNİN SAÇLARI.
Fatih MANAZ May 11 Hayatın Altın Kuralları HAYATIN ALTIN KURALLARI
* Göğün her yerde mavi olduğunu anlamak için dünyayı dolaşman gerekmez. * Bak, aynı zamanda da baktığını gören ol. * Geldiğin zaman boşluk dolduran değil, gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol. * Her duyduğuna inanma, elindekinin hepsini harcama ve istediğin kadar uyuma. * "Seni seviyorum" derken inanarak söyle. * "Özür dilerim" derken karşındakinin gözünün içine bak. * İlk görüşte aşka inan. * Evlenmeden önce en az altı ay nişanlı kal. * Asla başkalarının hayalleriyle dalga geçme. * Derinden ve inançla sev. * Kırılabilirsin belki ama başka türlü de hayatını tam yaşayamazsın. * Anlaşmazlıklarda dürüstçe savaş. * İnsanlar hakkında konuşulanlara inanıp onlar hakkında karar verme. * İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz. * İnsanlara beklediklerinden fazlasını ver ve bu işi yaparken kibar ol. * Yavaş konuş, ama hızlı düşün. * Eğer biri sana cevap vermek istemediğin bir soru sorarsa gülümse ve "neden bilmek istiyorsun?" de. * Şunu daima hatırla ki, büyük aşk veya büyük yatırım daima büyük risk taşır. * Eğer kaybedersen, aklını da kaybetme. * Üç "S" yi unutma: Sevgi - herkese, Saygı - kendine, başkalarına, Sorumluluk - tüm hareketlerin için. * Küçük bir tartışmanın tüm dostluğu mahvetmesine izin verme. * Dostun olsun istiyorsan, dost ol. * Eğer hata yaptığını fark edersen, hemen onu düzeltmeye bak, bile bile devam etme. * Telefonda konuşurken gülümse. Karşındaki sesinden gülümseyişini duyacaktır. * Konuşmayı sevdiğin biriyle evlen. Yaşın ilerledikçe sohbet her şeyden fazla önem kazanacaktır. * Biraz yalnız kalmaya özen göster. * Anneni say, sev, ara. * Yeniliklere açık ol, ama ille de değişmeye çalışma. * Şunu bil ki, sessiz kalmak bazen de en iyi cevaptır. * Daha fazla kitap oku, dostlarını ara, daha az TV seyret. * Güzel, şerefli bir hayat yaşa. Yaşlanıp geri baktığında ikinci bir defa tadını çıkarırsın. * Allaha güven - ama arabanı kilitle. * Yuvanda sıcak bir ortam yaratmak için elinden geleni yap. * Sevdiklerinle tartışırken, o anı önemse, geçmişi kurcalama. * Satır aralarını da oku. Bilgilerini paylaş. * Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlılık korkudan kurtarır. KONFÜÇYÜS * Dünyaya iyi davran. * Dua et. Büyük güç verir. Düşün. Daha da büyük güç verir. * İşini iyi yap. * Öperken gözlerini kapamayan sevgiliye güvenme. * Yılda bir defa, daha önce gitmediğin bir yere git. * Eğer çok paran olursa, başkalarına yardım et. Paranın en zevkli tarafını kaçırma. * Bazen istediğin bir şeyin olmaması senin için bir şanstır. * Önce kuralları öğren, düşün, karar ver ve bazılarını boz. * En iyi ilişkin, birbirinize olan sevginiz, birbirinize ihtiyacınızdan fazla olduğu zaman olacaktır. * Başarının gerçek olup olmadığını anlamak için karşılığında neler verdiğine bak. * Ders alınmış başarısızlık başarı demektir. * Şunu bil ki, karakterin senin kaderindir. * Sınırsızca sev, her gönülde çiçek olacağına bir gönülde buket ol. * Kişiliğini ve kimliğini hiçbir değerle değiştirme! * Sevgi icin kollarını kapalı tutma, sonra kendinden başka tutacak şey bulamazsın. * İçinden ne geliyorsa yap. Doğal ol. * Sana Yapılan iyiliği mermere, kötülüğü toza yaz.. * Mutluluk, sorunsuz bir yaşam değil, onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir. * Gülmek için mutluluğu bekleme, sonra tebessüm bile edemezsin. May 10 HayatHayat Bir Tiyatro Gibidir Ve Bence En Zor Rolümüz Sevmektir. Öyleki Her Kişi İyi Rol Kesemez Perde Kapanmadan... Fatih MANAZ Acıİnsanın Yüreği , Gönlü Geniş Olsun Yeterki Daha Ne Acılar Sığar İçimize Daha Nice Nice Acılar Taşırız Biz... Fatih MANAZ May 01 Hukuk Ve Demokrasi Kazanacak 01-05-07 3:05Hukuk Ve Demokrasi Kazanacak 01-05-07 3:05
Muhalefetin anti-demokratik tavrına karşıyım. Muhalefetteki partilerden bazı milletvekilleri "Halkımızın da bu konudaki hassasiyetini göz önünde bulundurarak cumhurbaşkanı seçimindeki tavrı dikkate alarak partiden istifa ediyoruz." diyerek partilerinin demokrasi dışı hareketlerine tavır koydular. İktidardan 1 milletvekili istifa etti ve oylamaya katıldı. Şuanki muhalefet partilerinden birisinin vakti zamanında cumhurbaskanı adayını kabul etmeyıp karsı tavır alan baska bır muhalefet partisi için demokratik olması konusunda görüş ve ilkelerini haykıra haykıra söyleyen bir partinin bugün karşı çıktığı tutuma ilkelerinide hiçe sayarak çanak tutması nasıl bir anlayıştır. Daha dün "halkımız bir kısmı genel secimlerde oy kullanmadı" diyerek demokrasi yanlısı gözüken kişiler bugün cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmayı reddediyorlar. Bu nasıl demokrasi anlayışıdır.
Yakın zamanda planlanarak şu meydanda toplanın bu meydana gelin diye halkı galeyana getirip ülkeyi ayrı kutuplara bolmeye çalışan insanlar bugün bunu başarmış gözükselerde ben bunu bindirilmiş kıtalar olarak görüyorum .. Çünkü gördüğünüz gibi dernekler toplandı o meydanlarda . Hepside ... kadın derneği olarak geçiyor. Hani şu tv programlarına katılan, gelin kaynana siyasetinden başka bişsey bilmeyen türlerden. Bugün halkı meydanlara döken insanlar simdiiktidarı kışkırtıcılıkla suçluyor.
Genelkurmay Başkanlığı’nın yayınladığı muhtıra çok talihsiz bir olaydır. Askerin siyasete karışmasına karşıyım, Siyasete bulaşmanın TSK’yı zayıflattığına, hiçbir şeyi düzeltemediğine inanırım. Neyseki daha sonra Genelkurmay Başkanlığı bildirinin hükümete karşı olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizdi ve “Biz laiklikle ilgili hassasiyetlerimizi bir kere daha, kamuoyuyla paylaştık” dedi. 1960’lardan kalma çağdışı kalan askeri müdahale dönemlerinin tekrar günümüze taşınmamasını ümit ediyorum.
Muhalefetin iddia ettiği gibi Cumhurbaşkanını seçmek için toplantı yeter sayısının 367 değil 184 olmasının yeterlidir. Anayasada değerlendirmeler var. Tarafsız olmalı. Ama yasak yok. Toplantı yeter sayısı diye bir kavram var hukukta. Kavramı doğru kullanmayınca yanlış sonuçlara ulaşılır. Toplantı yeter sayısı ayrı bir kavram, karar yeter sayısı ayrı... Toplantı yeter sayısı 184. Bunun istisnası yok. Yorum yoluyla hüküm yapılamaz. O zaman sanal yorum yapılmış olur. Kurallarına uymak gerekir. Hukuka başka şeyler karıştırılmasına karşıyım. Gönlümüzden geçenleri yorumlamaya hakkımız yoktur..
Hukuk bir mizan gibidir, eşittir, herkes hak ettiği kadarını alır ( tabi muhalefet kefenin birisine çaktırmadan parmak bastırıyor ) Ne olursa olsun sonunda kazanan hukuk ve demokrasi olacak.
April 24 FatihDizi seyretmem, Belgesel seyrederim.. Neden ; Çünkü Hayvanlar İnsanlardan daha harbi yaşıyor dünyada..
[Kaynak : Saksı :) ]
April 16 Oturup Benimle AğlarmısınOturup Benimle Ağlar mısın? Işığını yitirmiş bir yıldız olsam gökyüzünde beni arar mısın? dizlerimin ütüne yığılıp kaldığımda üzülür müsün? tökezlenip düştüğümde kaldırır mısın? gelip sarılır mısın boynuma? alır mısın koynuna üşüdüğümde? yaralarımı bağlar mısın? oturup benimle ağlar mısın? Rengini yitirmiş bir gül olsam eline alıp koklar mısın? okşar mısın ılık nefesinle? bir öpücük kondurur musun alnıma? savurduğunda uzaklara hayat tenhalarda yoklar mısın? Çocuğunu yitirmiş bir baba dizlerine vururken umarsız. bastırırken ellerini, acıyan yüreğinin üstüne… seninde yanar mı yüreğin? acımı anlatsam dinler misin? oturup benimle inler misin? bulutlandığında gözlerim gözyaşımı siler misin? İçimde kanlı cam kırıklarıyla titrerken gece kirpik uclarımda hüzün koktuğunda pencereme vuran yağmur seslensem sesimi duyar mısın? alır mısın beni bu uzak diyarlardan? merhem olur musun yaralarıma? sarar mısın acılarımı? alevimde yanar mısın? bulutlandığında gözlerim oturup benimle ağlar mısın? Yanar mı yüreğin seninde? bir yetim ah! çektiğinde? boyun büktüğünde kınalı bir çiçek düşer mi seninde ateş can evine? yanar mısın alevine? inler misin sende? gece rüzgar inlediğinde! ... Acılar kavururken yüreğimi yüreğini yüreğime ekler misin? titrer misin üzerime? hastalandığımda yataklarda başucumda bekler misin? dinler misin acılarımı anlattığımda? ağlayıp benimle inler misin? Vakit gece olunca, gözlerim tavanda hasta düşünce sıkıntılar içinde, çaresiz bir yudum suya muhtaç kaldığımda acı ile kıvrandığında bedenim yatakta arasam, sana ihtiyacım var desem gelir misin? bir şiir yaz desem baharlardan, yazar mısın? öldüğümde ağlar mısın? arar mısın kıyı köşe? boynu bükük bakar mısın ardımda? yüreğimi yüreğinde saklar mısın? April 12 Coşkun İle Nuri Alço Arasındaki Fark![]() * Coşkun açtır, Nuri abi tok. * Coşkun kot giyer, Nuri abi beyaz takım elbise. * Coşkun kaba kuvvet kullanır, Nuri uyku ilacı. * Coşkun sevgi barındırmaz, kin kusar, Nuri abi sever belli etmez. * Coşkun bira içer, Nuri abi viski. * Coşkun uyuşturucuyu kullanır ve satar, Nuri abi kullanmaz, sattırır. * Coşkun arkadaşları ile gezer, Nuri abi tek takılır. * Coşkun traş olmaz, Nuri abi sinek kaydıdır. * Coşkun Cadillac, Ponciac gibi geniş arabalar kullanır, Nuri abi Mercedes'e biner. * Coşkun mekan dinlemez, Nuri abi mutlaka yatak odası kullanır. * Coşkun hedefe her durumda saldırır, Nuri abi hedefi baygınlaştırır. * Coşkun görevini yaparken kin kusar kuvvet kullanır, Nuri abi dokunuşlarla işini tamamlar. * Coşkun polis tarafından ilk yakalanır, Nuri abi son. * Coşkun serseridir, Nuri abi organizasyon ve teknoloji insanıdır. * Coşkun tecavüz eder ama ispatlayamaz, Nuri abi mutlaka kaset kaydı yapar. * Coşkun para ve uyuşturucu için babasını satar, Nuri abi onurludur. * Coşkun emir alır, Nuri abi emir verir. * Coşkun, vasıfsız bir sokak sapığı olarak güdülerinin esiridir... Nuri Alço ise kötülüğü simgeleştiren bir anlayışın ipek bornozundan saten çarşaflı yuvarlak yatağına kadar tüm teşkilatı tamam gürbüz ve yiğit figürdür * Tecavüzcü Coşkun, direk saldırarak sadece şaşkınlık ve korkuya yol açar... Nuri Alço ise tarzında, daha ağır biçimde hayal kırıklıkları barındırır ve bunlardan beslenir. * Tecavüzcü Coşkun, esrar ile uyuşur ve genellikle sadece kullanıcıdır... Nuri Alço'nun ilgilendiği uyuşturucu kokaindir hem de satıcıdır. * Tecavüzcü Coşkun, kaybetmişliği simgeler ve bu yüzden korkacak bir şeyi yoktur... Nuri Alço ise 'şeylerin! sahibidir ve bunları kaybedecek gibi olunca aklı çıkar, çok korkar!... * Tecavüzcü Coşkun, bastırılmış cinselliğin hıncını hayvanlaşarak almaya kararlıdır ve 'bayan kıstırma' durumlarındaki biçimsiz kahkahasıyla kendini ele verir... Nuri Alço, sahte evlilik vaadiyle, sadece kadına sahip olmakla yetinmeyip o kadını satarak, kurye yaparak, sermaye yaparak vs. yıllar yılı kullanmaya niyetli haliyle, tatminsiz ve şeytanidir, en fazla sinsi model sırıtır. Tam bir çakaldır. * Tecavüzcü Coşkun, bir toplum kurbanı simgesidir, tedavisi mümkün olabilir... Toplum ise Nuri Alço'nun kurbanıdır, tedavi mümkün değildir!... April 01 Son Neferin Son SancağıAşağıdaki fotoğraftaki sancak dünyadaki tek esir Türk sancağıdır. Türk ordusunun 57. alayının sancağıdır. Sancak türk ordusunun şerefidir. Son neferi şehit olana kadar düşmana teslim edilemez. Ve öylede olmuştur;
![]()
Resimdeki sancak, Çanakkale Savaşı’nda son erine kadar şehit olan Kahraman 57nci Alay’ın Sancağıdır. Hâlen Melbourne-Avusturalya müzesinde sergilenmekte olan sancağın tanıtım plâketinde şöyle yazmaktadır: “Bu Alay Sancağı Gelibolu savaş alanından getirtilmiştir, ama esir edilmemiştir. Türk Ordusu’nun geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızın da altında ölü olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk Alayı Sancağını selâmlamadan geçmeyin” March 29 DelikanlıDELİKANLILIĞIN KİTABI ANADINMI 01. Delikanlı adam Scooter tipi motorlara binmez, binenlere de hoş gözle bakmaz. March 16 70CLDostlukmuş...ölüme yürümekmiş... Üstüne titremekmiş...vefaymış! .. Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı duvara çarpıp Çıkıncaya kadarmış! .. Bana komaz deyip Sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları, Asıl sancı, uyandığında Bütün odaları boş görünce koyarmış! . March 12 Kastın Neydi Moni ?Kentin eski ahşap evlerinin sıralandığı sokakların ucundan, er geç, Kastamonu Kalesi görünür. Burası, kentteki Bizans varlığını hatırlatan tek yapı. Kaleye çıkıp, tepeden kenti seyrettiğinizde. Aklınıza, Kastamonu adının kökenine dair anlatılan, efsanevi, romantik öykü gelir. Bizans tekfurunun güzel kızı Moni, kaleyi kuşatan Türk askerlerinin komutanını, kale burçlarından görür ve aşık olur. Türkler, Bizans tekfurunun direnişi karşısında, kuşatmadan vazgeçmek üzeredirler. Bir gece, Moni dadısını kalenin anahtarıyla birlikte, Türk beyinin çadırına gönderir. Dadı, beye, Moni nin ona aşık olduğunu söyler, kuşatmayı bırakıp gitmemesini ister ve ona kalenin anahtarını verir. Kısa bir zaman içinde, Türkler yeniden saldırıya geçmiş, tekfursa kızının ihanetini öğrenmiştir. Baba, kızını, kırk arkadaşıyla birlikte, kaleden aşağı attırır. Bu sırada tekfur, acı içinde, Kastın neydi Moni? diye bağırıyordur... March 07 KASTAMONUKASTAMONU DESTANI'NDAN
"öyle bir cevher ki dünyaya bedel
biçilmez pahası kastamonunun yapılsa tükenmez o kadar güzel haşre dek senası kastamonunun güneş hayran bakar geçerken burdan
mehtap bir dilberdir saçları nurdan yıldızlar baygındır vecd-i sürurdan başkadır seması kastamonunun her yabancı meftun her gönül beste
şiirler söylenmiş hem deste deste can verir cansıza bir tek nefeste iksirdir havası kastamonunun küçük sanatlarda yoktur menendi
kendi yağı ile kavrulu kendi köy şehir halkının hepsi efendi ednâsı âlâsı kastamonunun bir su içen yahut geçen yanından
nasrullahın çifte şadırvanından bir daha gelmemek olmaz şanından yamandır burası kastamonunun ceylanlar dolaşır ormanlarında
pehlivanlar gezer meydanlarında kötüler savrulu harmanlarında serttir fırtınası kastamonunun halkı asil merttir nankörlük etmez
burada yetişen bir daha yitmez dört bir yanı yatır saymakla bitmez ulu evliyası kastamonunun hey benim vatanım cevher vatanım
bir taşı cihana değer vatanım ben sana bağlıyım dilber vatanım oldum müptelası kastamonunun kastamonum işte bir vatan değil
can içre canandır sade can değil elde gönül sazı bu Ozan değil var nice şeydası kastamonunun" (İhsan OZANOĞLU)
February 28 KURTLAR VE İNSANLARSeksenli yıllar, Berlin Olimpiyat Stadyumu... Alman gençler hıncahınç doldurmuş stadı. Çünkü yirminci yüzyılın en önemli filozof-sanatçılarından Frank Zappa konser verecek. Ama bir sorun var: Konser saati gelmiş olmasına rağmen sanatçı ortada yok. Yarım saat, bir saat geçiyor, yok yok yok... Tam iki saat sonra teşrif ediyor nihayet. Ağır adımlarla sahneye çıkıyor, mikrofonun önünde durup seyirciye bakıyor. Sonra eliyle bir Nazi selamı çakıveriyor birden: "Heil Hitler!" Stadyumda ölüm sessizliği... Berlinliler şaşkın. Yavaş yavaş bir homurtu yükselmeye başlıyor. Sahnedeki adamsa hiç oralı değil. Tekrar çakıyor Nazi selamını. "Heil Hitler!" Seyircilerin küçük bir kısmı, aynı şekilde bağırarak cevap veriyor ona. Ama sanatçı hâlâ memnuniyetsiz. Daha sert bir Nazi selamı veriyor ve bağırıyor avazı çıktığı kadar: "Heil Hitler!" Bu sefer seyirci hazırlıklı... Stadyumun yarıya yakını sahnedeki adamın söylediği şeyi bir ağızdan tekrarlıyor. Ne var ki tatmin olmuyor Frank Zappa... Karşısındaki binlerce kişiye ters ters baktıktan sonra yine veriyor o selamı, yine bağırıyor. "Heil Hitler!" Kitle artık ne yapması gerektiğini anlamış durumda. Bir ağızdan "Heil Hitler!" diye cevap veriyorlar, bütün stadyumu inleterek. Bir sessizlik oluyor. Kısa ama gergin bir sessizlik. Frank Zappa'nın sözleri bozuyor sessizliği: "Ey Almanlar, gördüğüm kadarıyla siz hâlâ akıllanmamışsınız. Yok size konser monser!" Dönüyor arkasını ve çekip gidiyor sahneden. *** Kıssadan hisse: 1) Faşizm şakaya gelmez arkadaşlar. 2) Beklediğiniz şey gecikince öfkenizi kontrol edin. Kötü emellere alet olabilirsiniz. 3) Bir şeyi herkesin hep bir ağızdan bağırması, onun hayırlı sonuç vereceği anlamına gelmez. 4) Birinin elinde mikrofon var diye her söylediğini yapmak zorunda değiliz. 5) Almanlar iyi niyetli bir millet. Başlarına ne geldiyse bu yüzden geldi zaten. 6) Açın Türkiye'nin önünü. Kaynak: Murat DURMAZ
February 27 HOCALI KATLİAMIHOCALI KATLİAMI1991 yılında Azerbaycan Parlamentosu’nun halktan gelen baskılar karşısında Dağlık Karabağ’ın özerk bölge statüsünü ilga etmesine karşılık Dağlık Karabağ Parlamentosu bir referandum düzenleyerek cevap vermiştir. Çoğunluğu Ermenilerin oluşturduğu bölgede referandum sonucunda Dağlık Karabağ Parlamentosu bağımsızlığını ilan etmiştir. 1992’de Sovyet birlikleri de bölgeden çekilmiştir. 10 bin nüfuslu Hocalı’da olaylar sırasında yaklaşık 3.000 Azeri bulunmaktaydı. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısının 1.300 kişi olduğu söylenmektedir. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türkleri de evlerinde yakılarak öldürülmüştür. Kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller katledilmiştir. Katliamın ilk gecesinde sekiz aile bütün fertleriyle öldürülmüş, 700’den fazla çocuk anne ya da babasını kaybetmiştir. Yaralılar ise 1.000’in üzerindedir. Katliama tanık olan bir gazeteci, yaşananları şu şekilde aktarmaktadır: (Kaynak: azerbaycan.ihh.org.tr) Atasözü & FatihsözüKalem kılıçtan keskindir.
Ama...
Bir Kalem İçin Adamı Alnının Orta Yerinden Vururlar.
February 20 Düğün AlanıDüğün Alanı
Kastamonu'da yarım bırakılan havaalanı, düğün salonu olarak kullanılıyormuş. Hani futbolcunun önüne 'al da at' dercesine pas gelir ya; bu haber de bir mizah yazarı için al da işle dercesine...
* Her düğün salonu aslında havaalanıdır. Herkes birbirine hava atmak için yarışır. Havaalanında düğün güzel olmuş, cuk oturmuş.
* Havaalanı düğün salonu olursa yer hostesleri pasta limonata falan dağıtır. Uçuş hostesleri gelinin duvağını taşır. Kaptanlar damada nikah ve gerdek öncesi son talimatları verir herhalde.
* Havaalanı adetleri düğünlere yansırsa daha da enteresan olabilir. Dahili anonstan şöyle bir şey duyulabilir mesela: "Sayın konuklar düğünün gelini saç tuvaletinin uzaması nedeniyle 3 saat rötar yapacaktır. Erkek tarafının 1 numaralı giriş kapısından giriş yapmaları, davetlilerin çekin işlemlerini yapmamaları, çekinmeden halay çekmeye devam etmeleri rica olunur. Etenşın pliiiz"
* Gelin arabası yok bu durumda. Gelin helikopteri, gelin uçağı falan. Zarf bekleyen çocukların havada uçak beklemekten boyunları tutulur tabii arada.
* Takı törenini de kaptan pilotumuz sunar artık. "Sayın yolcularımız ben kaptan pilotunuz Recai Pırtlak. Şimdi takı durumu hakkında size biraz bilgi vermek istiyorum. Şu anda gelinin dayısından damada bir altın saat takılıyor. Diğer tarafta da damadın babasından geline bir Reşat geldi. Tahmini tören bitiş zamanımız 23.30. Pistte şu an hava açık sıcaklık 22 santigrat derece civarında. Hepinize iyi düğünler.."
* Düğün salonu havaalanı olunca tek bir düğün olmaz mutlaka. Aynı anda 2-3 düğün çıkar aradan. Her düğünün de halayı var tabii. Uçuş kontrol tahtalarında halay ekiplerinin başlama ve bitiş saatleri falan yazıyor mesela. Halaylar çarpışmasın diye.
* Normal düğünler de bile millet masraf konusunda uçuyor. Düğün havaalanında olunca siz görün şimdi manzarayı.
* Kule faktörü de önemli mesela. Nasıl uçaklara kalkış iniş izni veriyorsa düğündeki kız ve erkek tarafına da dansa kalkış ve dans pistine iniş izni de verebilir. Gerdek öncesi damada kalkış izni mi? Siz de çok fesatsınız ama.
(SABAH GAZETESİ 26-06-2006) February 17 Fatih DerkiAldatmak, Benim Dizlerime Çömelmişken Asla Aldatmadığım Ve Eline Geçen İlk Fırsatta Beni Aldatmaya Çalışan İnsanlar.
Cümleniz İyi Dinleyinki Hakikatin Tokadı Ağır Olacak.
Fatih MANAZ February 14 Seni SeviyorumSeni Seviyordum Sana uzak kentlerden birinde Zamanın bir yerinde Seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri Seni seviyordum ve senin haberin yoktu Saçlarını izliyordum uzaktan Kulağının arkasına düşüşü ve burnun Herkesten başkaydı işte Güldüğün zaman yukarıya bakardın Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı Ne güzeldiler Sen bilmiyordun ben seni seviyordum Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu Geri dönüyordu çoğalarak Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi Herşeyi erteleyişim oluyordun Kalp ağrısı oluyordun Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyor Ve bazen, tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk Cesurduk Ufuk çizgisi maviydi, günbatımı hep turuncu Ve kırmızıydı bütün karanfiller Ben seni seviyordum sen bilmiyordun Sevinçlerim oluyordun ara sıra Sen hiç bilmiyordun Sonra herhangi biri oldun Bütün sevinçlerim bittikten sonra Yağmurlar yağdı serin haziran akşamları Derken birgün uzaktan gördüm seni Saçların bana inat başın herşeye meydan okuyarak İşte yine aynı Kalbimi acıttın her zamanki gibi Değiştik sanıyordum. ve sen yine bilmiyordun Şimdi bunları anlatsa sana birileri Kimbilir Yada boşver Bilme en iyisi İclal Aydın February 09 Sanal Seks…(!)Teknolojinin gelişmesi ve birçok açıdan hayatımız için bulunmaz bir nimet olduğu bu dönemde, ne kadar acı ki, saçma sapan olaylar da yaşamamıza girmeye başladı…! …”çağın hastalığı” demeyi çok isterdim ama kusura bakmayın söylemeyeceğim. Çünkü bence “çağın sapıklığı”… …evet cidden bir sapık eğilim… …tamamen fantezilerden oluşan… tamamen gerçekle bağlantısı olmayan… tamamen içi boş… tamamen tetikleyici… tamamen kandırıcı… tamamen kendini sıfırlayıcı… tamamen kendini, karşısındaki kişiyi tatmin edecek bir “obje” haline getirici son derece çirkin bir durum. Gerekçeleri herkese göre farklı: … utangaçlıktan… sıkıntıdan… son dönemde yaşanan ruhsal sorunlardan… eşiyle işlerin yolunda gitmemesinden… aradığı gerçek mutluluğu bulamadığı için ne yaptığını bilememekten… başkalarına sorarsa ayıp olur diye düşünüp, merak ettiği soruların cevabını bulmak için yapılmış masum hata olmasından… önce merak edip başlayıp, sonra kendine hakim olamayarak devam ettiklerinden… kendi tipini beğenmeyip aşağılık kompleksi yaşadığı için, sanal ortamda birliktelik yaşarsa, kendisini daha iyi hissedeceğinden…vs…vs…vs… HİÇ KUSURA BAKMAYIN…! RUHUNUZDA GELİŞMİŞ SAPIK EĞİLİMİ, BU VE BENZERİ BAHANELERLE MASKELEYEMEZSİNİZ…! … Sevgili okurlar… psikolojik süreçler açısından bakıldığında normal sınırlar dışına taşmış cinsel eğilimler, sapıklık olarak adlandırılır. Burada normalin ve normal olmayanın ne olduğu tartışacak değilim. …ama psikoloji açısından kolaylaştırıcı formül şu: Yaptığınız/seçtiğiniz yöntem (konu ne olursa olsun) işinize yarıyorsa ve uzun vadede size ve içinde bulunduğunuz topluma zarar vermiyorsa, sizin için ortalama doğruyu temsil eder. Fakat yaptıklarınız/seçtikleriniz, başta size, sonra çevrenize ve çevrenizle kurduğunuz ilişkiye zarar veriyorsa, iyi seçilmiş bir tavır değildir. Sanal seks, ilk etapta kişiyi (güya)doruklara çıkardığı ve karşılıklı kimseden kimseye zarar vermediği(!) için tercih ediliyor. Kadınlar ve erkekler, birbirlerini hiç tanımadan sanal ortamda rastgele buluyorlar ve bir süre sohbetten sonra başlıyorlar… Eğitimli… eğitimsiz… evli… bekar… yaşlı… genç… fark etmiyor. Bir çoğu farklı bir kimliğe bürünüp kendi gerçek kişiliğini sakladığı için, ekran başında rahat rahat bir şeyler yaşıyorlar. …saçmalık dediğim şey tam da burada başlıyor aslında… çünkü başlangıçta çok fazlasıyla işlerine gelen bu durum, zaman içinde psikolojilerinin bozulmasına neden oluyor. Yapılan davranış, kendi içinde düzenli ve dengeli bir formda olmadığı için, ilerleyen zamanla birlikte en hafifinden “suçluluk psikolojisi”ne neden oluyor. Neden dersiniz…? Neden suçluluk psikolojisi…? Çünkü ne kadar sanal olursa olsun, herkes bal gibi biliyor ki yaptığı şey yasak ilişki, zina veya adına ne derseniz deyin, illegal bir ilişkiden ötesi değil. Günlük yaşamında “namus timsali” edalarıyla dolaşan bu kişiler, kendi sanal alemlerinde ağızlarına bile almak istemedikleri kelimeleri kendilerine yakıştırdıklarının farkında. Bu nedenle bilinçaltı vicdan devreye giriyor ve “Sen ne yaptığının farkında mısın?” diyor. Üstelik muhatabının kim olduğunu bile bilmeden… Belki farkında olmadan en yakın arkadaşınızın eşiyle yapıyorsunuz bunu… belki kendi kızkardeşinizle… Baba-kız sanal alemde seks yapıp, bir otelde buluşmak için randevulaştıklarında, birbirlerini görünce ne yapacaklarını şaşırıp depresyona girenlerin sayısında artışlar var sevgili okurlar…! … Oysa sağlıklı cinsel yaşamda, kişilerin muhataplarını görmesi ve onunla karşılıklı olması gerekir. Sanal ilişkiler, adı üzerine sanal olduğu için, doyum noktalarını da abartı yaşamanızı sağlıyor. Ve gerçek ilişkide, sanal alemde yaşanan tatmin yaşanmıyor. Böylece kişi, kendi elleriyle, kendi cinsel yaşamını tehlikeye atıyor. Uzun vadede kadında ve erkekte bir çok cinsel içerikli fonksiyonel sorunların yaşanmasına vesile oluyor. Günlük yaşamı tehdit ediyor. Sanal alemde sanal ilişki yaşayan bekar gençler, evliliklerinde aradıkları potansiyeli yakalayamıyor. Evli olanlar, kendi eşlerini aldatmış olmanın verdiği huzursuzluğu, evlilik süreçlerine yansıtmaya başlıyorlar. Veya ekran karşısında tatmin olduktan sonra, eşiyle birlikte olmak istemiyor veya eşinin kendisi için yeterince çekici olmadığını düşünmeye başlıyor. Böylece evlilik yıkılma yönünde ilerliyor. … Tüm bunları atalım bir kenara… yukarıda anlattım… sanal ilişkinin ilerdeki cinsel yaşamınız için olumsuz etkileri var… Diyelim ki YOK… diyelim ki sanal ilişkilerin hiçbir olumsuz etkisi yok…! …yapalım mı…? Kavram kargaşası yaşanan ülkemizde, tüm kavramların içi boşaltıldı maalesef sevgili okurlar… Edep… haya… ar… namus… gibi kavramlar sadece bacak arasına hapsedildiği için böyle sapık eğilimli durumlar yaşıyoruz bence. Diyelim ki kızımız birebir bir erkekle cinsel içerikli şeyler yapmıyor… ama sanal alemde yapmadığı şey kalmıyor… biz şimdi içi boşalmış bir namus duygusuyla hareket edersek “Amannn… olsun… hiç olmazsa bekareti zarar görmüyor… ne varmış bunda… genç yapıversin…” diyerek yerimizde oturmaya devam etmeliyiz. …ama namus denilen şeyin aslında insanın beyninde ve prensiplerinde olduğunu düşünürsek, kızımızın yaptığı işlerin son derece olumsuz olduğunu biliriz… ve yine biliriz ki ruhu bozulmuş… prensipleri oluşmamış… ar duygusu gelişmemiş… evet bekaret zarı yırtılmamış ama ar damarı kopmuş…! … Şimdi…!... son günlerde bol bol mail gönderen ve bu işi yaptığı için pişman olduğunu söyleyen; ama bir türlü de vazgeçemediğini hatırlatan genç arkadaşlar…! Psikolojik bir bilgi olması açısından söylemeliyim ki; yaptığınız davranış cidden bir ruhsal bozukluk. En kısa zamanda tedavi olmalısınız. Gerçeğinden kaçarken ve gerçeğini bastırırken, içerde oluşmuş bir virüsle baş etmeyi öğrenmeniz gerekli. Kendi başınıza yapamıyorsanız bunu bir uzman aracılığıyla yapın. “-mış gibi” yaşamak, gerçekten koparak, sanalda varolmaya gayret etmek, psikolojik bir sorunun varlığına işaret eder. Ve yitirilen değerlerin… İnsani bir bilgi olması açısından da söylemeliyim ki: Allah (cc) yarattığı insanı gerçekten çok iyi tanıyor… bu ve benzeri durumlar için “haram” kavramını bizimle tanıştırıyor. Ve diyor ki: “Haram çukurunun etrafında dolaşmayın…” …dikkat edin… “Haram işlemeyin” DEMİYOR…! …harama yaklaşmayın…! DİYOR… Nasıl başlamıştı…! Meraktan değil mi…? O zaman meraklarınızı bile doğru düzgün meselelerden seçin…! “Sanal alemde seks nasıl oluyormuş?” diye bir merak aklınıza nerden geliyor, bir düşünün…! kendinizi bu gibi duygularınıza karşı koruyun… kendinizi kendinizden bile koruyun… kendinizi nefsinizin sizi harama götürecek meraklarından koruyun… kendi nefsine zulmeden zalimlerden olmamaya özen gösterin… kendi sınırlarınızı belirlemeye çalışın… sınırlarınızı zorlayacak veya sizi yanlışlık yaptığınız duygusuna götürecek faaliyetlerden uzak durmaya çalışın… Çünkü insan bir kez bulaşınca, kendisini oradan kurtarması zorlaşıyor. En baştan sapmamaya gayret edin. Oturup kendinizi suçlamak yerine, dürtülerinizin aksine kürek çevirin yeter… …dürtü bu… doyurulmak ister… ama siz onu neyle doyurursanız onunla doyar… cinsel dürtüleriniz geldiğinde, çalışarak, bilimle, sanatla, edebiyatla uğraşarak da onu doyurabilirsiniz. Oturup vücudunuzun sadece alt kısımlarına kafanızı takarsanız kurtulmanız elbette mümkün olmaz. Üstelik yaptığınızın sizi huzursuz ettiğini, sizi kendinizden nefret eder bir hale getirdiğini biliyorsunuz… tam da bu zor duygunun içinde yaşıyorsunuz… yapmanız gereken tek şey kendinize güvenmek… ve karar vermek… yapmayacağım diye kendinize söz vermek… Belki kısa bir süre, birkaç gün, birkaç hafta zorlanabilirsiniz… dürtüleriniz sizinle savaşabilir… ama prensip sahibi ve iç denetim mekanizması güçlü kişiler olmak için biraz da uğraşmanız gerekiyor… …lütfen unutmayın… o alemlere dalarken de uğraşmıştınız… o zaman da yüzünüz kızarıyordu… hık mık yapıyordunuz ama vazgeçmediniz… devam ettiniz… …neden düzeltmek ve kendinize kendinizi yeniden hediye etmek için de aynı şekilde uğraşmayasınız…?? Sevgiyle kalın… Mehtap Kayaoğlu July 27 AŞkAsk
Andolsun bütün örtülere, andolsun bütün örtünenlere ki,
Kar altinda terleyerek uyanmaktir ask. Yanmis iki cesedin kina gibi külleri arasindan
Fiskin sürerce dirilip yeniden yanmaktir ask. Cümle agac kapilari, cümle demir kapilari asip,
Bir gönül kapisina dayanmaktir ask. Sevgilinin otagini gökkusagina boyayip gece-gündüz,
Hüznün safran sarisiyla boyanmaktir ask. Yaratmaktir ya da sevgilinin topragindan yaratilmak,
Her nefes alip veriste yanmaktir ask. Ismaili bir gönülle teslim olmaktir bicaga,
Birini kandirmak degil, bilerek kanmaktir ask. Diline arilar konar, koynunda karincalar gezer,
Sevgilinin ölcegiyle her zaman sinanmaktir ask. Israfil'in Sur'unu ruhunda duymaktir ask,
Suyu suyla yumak gibi aska inanmaktir ask.
|
|||
|
|