More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  Hayatta Medcezir' lerden...PhotosProfileFriendsMore Tools Explore the Spaces community

Hayatta Medcezir' lerden ibaret degilmidir

View space
Bosporus Driver
View space
VoLKaN
View space
LavinYa.
View space
[c=4][b]lethe[/b][/c]

December 04

Haydin kopun garii :)

FOX TV de Anlat Bakalim Yarisması :p
 

Kelime: KADINBUDU
- Oğlum sen nesin?
- Erkek!
- Tersi?
- Kadın!
- Onun yeneni?
- Çıtır

Kelime: DIZ
- Pantolonu nereye giyeriz?
- Bacağa?
- Hah! Bacaklarımızın ortasında ne vardır?
- Ohaaa!

Kelime: ZEBANI
- Allahın meleklerinden biri.
- Cebrail.
- İlk üç harfi cizgili bir hayvanı çağrıştırıyor.
- Zebrail?
- Seni zebrail çarpsın inşallah!

Kelime: DUVAK
- Kadınla erkek birleşmeden önce, erkeğin kaldırdığı şey
- Ohaaa!

Kelime: TELEPATI
- Hani ben sana bir seyi anlatmaya calisiyorum ama sozle degil
beyin,
dalgalariyla falan...
- Ihıhıh ney diiii.. teletabi..!
- Tamam, tele'si kalsın. Kedilerin eline ne denir?
- Buldum! Telepence
- Offf beee bi kere de bil...

Kelime: TIMSAH
- Abi bööle hani... kertenkele nedir?
- Hayvan
- Ne cins hayvan?
- Sürüngen
- Ok! Abi bu kertenkelenin birkac beden büyüğü..
- Ejderha
- Yuhhh!

Son kelime eğer bilinirse oyun kazanılacaktır. Süre 10 saniye.
Ben en cok bunu begendim :p
Kelime: LAMBADA
Ekip1: Aha mıçtınız..!
Ekip2: Sen öyle san. Söyle bakalım Alaaddinin cini nerede yaşar?
Lambada
Ekip1: Hastırr...

Kelime: Van Gogh (kulak tabu kelime)
- Abi bu kişi bir organını kesen bir sanatçı
- Bülent Ersoy

Kelime: Uğur Dündar
- TV de program yapıyo hani yıllardır..
- Reha Muhtar? Ali Kırca? - Yok, yok. Sarışın mavi gözlü
- Atatürk?
Gülmekten iptal edildi...

Kelime: KRAMP
- Hani futbolculara girer
- Krampon

Kelime: SERÜVEN
- Abi Macellan nasıl biriydi?
- Ne biliyim, iyi biriydi heralde..
- Abi onu demiyorum neye düşkündü?
- Karıya, kıza, bi de içkiye olabilir
- Pes..!

Kelime: MISIR
- Keops nerede?
- Etiler!
- Allah cezanı versin Emre....

Kelime: OKUL
- Biz nereye gideriz hergün?
- Bara... Diskoya.. Sinemaya.. Cafeye.. Bowlinge.. Ayyy! Olmuyo
bööle
başka şekilde anlat..
- Ailemiz bizi nereye gidiyo biliyor?
- Haaa.. okulaaa..

Kelime: Anneler Günü
- Cennet kimin ayaklari altında?
- Anne
- Tamam, ha ni onların özel bir günleri var, ne o?
- Adet..?

Kelime: KÖPEKBALIĞI
- Denizde ne olur?
- Dalgaa!
- Hayir ya öyle diil. Hani karadada var ha v hav der?
- Ha! Köpek.
- Onun denizde olanı?
- Deniz köpeği!
September 04

BİLİR MİSİN ?

BiLİR MiSiN? <<



Tam sInIrdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin?
Nöbetçiler ha gördü, ha görecek
Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek...
Ama... Bir adım daha atamazsın.
Uzanıp tutamazsın;
Göz pınarlarında donup kalır hayallerin
Planların, kaçışın, kurtuluşun
Ve deler sevgi dolu yüreğini
Sevgi bilmeyen bir kurşun.

Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin?
Batan bir gemiye el sallayamamak,
Oturup ağlayamamak,
Birkaç kulaç ötedeki
Bir tahta parçasını tutamamak,
Nedir bilir misin?

Sevmek nedir bilir misin?
Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır
Bütün benliğini sarar, ısıtır.
Her gülüşte yeniden doğarsın
Ve bin kere ölürsün her iç çekişte
Nasıl anlatsam bilmem ki.
Yani "sevmek" işte.

Duymak nedir bilir misin?
Duymak, ama anlatamamak
Çemberini kıramamak kelimelerin.
Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek
"Seviyorum" diyememek
Yani ölümü yaşamak nedir bilir misin... 
June 18

Sıkı Laf

 
bir telefoncuya giren çocuk nokia 3310'ları incelemektedir.
gülen bir yüzle onu izleyen kasiyere döner ve sorar:
-abi bunun şarjı bi hafta gider mi?
-sırtında bi aküyle dolaşırsan gider
-----------------------------------------------------------
bir toplantıda bir genç mehmet akif'i küçük düşürmek için sorar;
-affedersiniz, siz veteriner misiniz?
mehmet akif'in cevabı;
-evet, bir yeriniz mi ağrıyordu ?
-----------------------------------------------------------
kulaklarının büyüklüğü ile ünlü galileo'ye hasımlarından biri:
- "efendim", demiş.
"kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?"
galileo:
- "doğru", demiş. "benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama,
seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?"
-----------------------------------------------------------
nasreddin hocaya , timurun "seninle bir eşşek arasında ne kadar fark var"
sorusuna hocanın "benimle bir eşşek arasında iki arşın fark var"
demesi.(o esnada hoca ile timurun arasında iki arşın boyu uzaklık
olmaktadır)
-----------------------------------------------------------
muhabir: müslüm bey, hakan taşıyan için arabeskin yeni peygamberi
diyorlar.
ne diyorsunuz?
müslüm gürses: ben öyle bir peygamber gönderdiğimi hatırlamıyorum.
------------------------------------------------------------
bernard shaw ve soylu bir hanimefendi arasındaki bi konuşma
- hanımefendi bin sterline benimle yatarmısınız?
- önerinizi düşüneceğim.
- pekiii bir sterline benimle yatar mısınız?
- siz beni ne sanıyorsunuz???
- madam, sizin ne oldugunuz zaten saptanmış durumda. iş pazarlığa
kaldı.
------------------------------------------------------------

kral tv de vj konu açmıştır benim için nelerinizi feda edersiniz diye
arayanlar soyluyor evimi, arabamı, herşeyimi...vatandaşın biride çıkar
-ben 200 milyon veririm!!
kadın donakalır nası yani?
-sen etsen etsen 50 kilo edersin,kaşarın kilosuda 4 milyon 4x50=200 eheheh

-----------------------------------------------------------
hoca sınıfa girer, öğrenciler ayağa kalkar selam verir otururlar.
hoca birden dellenir:
hoca : "ben size oturun demedim ki hebele hübele"
eleman: "kalkın da dememiştiniz"
hoca : "...fatal error..."
-----------------------------------------------------------
pizzacı kızın telefonda belkide ilk aldığı pizza siparişi:
pizacı kız:buyrun efendim xyz pizza
eleman:3 tane parça pizza adres: xqw
pizzacı kız:efendim 3 parça pizza gönderemiyoruz en az 5 parça olmalı
eleman: ee iyi o zaman sen o 3'ü 5'e böl öyle gönder...
------------------------------------------------------------
hülya avşar: "hiç aynaya baktın mı? sen de popstar hali var mı?"
ajdar: "aynaya değil ama size bakınca kendimi bayağı star gibi hissediyorum
--------------------------------------------------------------
ismail dümbüllü sahnedeyken izleyicilerden biri sahneye hıyar atar.dümbüllü hıyarı eline alıp "biri kartvizitini yollamış" der.
------------------------------------------------------------------
ingiliz lordu Atatürk'ün daveti üzerine istanbul'a gelir.ingiliz lordu şerefine verilen yemekte servis yapan türk elindeki tepsiyi devirir.herkes büyük bi şaşkınlık içinde kalmıştır ve atatürk'ün ne tepki vereceği beklenirken, atatürk ingiliz lorduna dönerek:
"HALKIM HERŞEYİ BECERİYOR DA Bİ TEK UŞAKLIĞI BECEREMİYOR".
May 14

En Güzel koku

Bir Çiçekmi yoksa bir parfümmü yada bir Yemeğin kokusumu ?
 
Hayır..!
 
Bence Engüzel kokan şeylerden biri yaz yağmurları ile gelen TOPRAK KOKUSU dur.
Bir Diğeri BEBEK KOKUSU dur.
Ve SEVDİĞİNİN SAÇLARI.
 
Fatih MANAZ
May 11

Hayatın Altın Kuralları

                            HAYATIN ALTIN KURALLARI

* Göğün her yerde mavi olduğunu anlamak için dünyayı dolaşman gerekmez.

* Bak, aynı zamanda da baktığını gören ol.
 
* Geldiğin zaman boşluk dolduran değil, gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol.

* Her duyduğuna inanma, elindekinin hepsini harcama ve istediğin kadar uyuma.

* "Seni seviyorum" derken inanarak söyle.

* "Özür dilerim" derken karşındakinin gözünün içine bak.

* İlk görüşte aşka inan.

* Evlenmeden önce en az altı ay nişanlı kal.

* Asla başkalarının hayalleriyle dalga geçme.

* Derinden ve inançla sev.

* Kırılabilirsin belki ama başka türlü de hayatını tam yaşayamazsın.

* Anlaşmazlıklarda dürüstçe savaş.

* İnsanlar hakkında konuşulanlara inanıp onlar hakkında karar verme.

* İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.

* İnsanlara beklediklerinden fazlasını ver ve bu işi yaparken kibar ol.

* Yavaş konuş, ama hızlı düşün.

* Eğer biri sana cevap vermek istemediğin bir soru sorarsa gülümse ve "neden bilmek istiyorsun?" de.

* Şunu daima hatırla ki, büyük aşk veya büyük yatırım daima büyük risk taşır.

* Eğer kaybedersen, aklını da kaybetme.

* Üç "S" yi unutma:
  Sevgi - herkese,
  Saygı - kendine, başkalarına,
  Sorumluluk - tüm hareketlerin için.

* Küçük bir tartışmanın tüm dostluğu mahvetmesine izin verme.

* Dostun olsun istiyorsan, dost ol.

* Eğer hata yaptığını fark edersen, hemen onu düzeltmeye bak, bile bile devam etme.

* Telefonda konuşurken gülümse. Karşındaki sesinden gülümseyişini duyacaktır.

* Konuşmayı sevdiğin biriyle evlen. Yaşın ilerledikçe sohbet her şeyden fazla önem kazanacaktır.

* Biraz yalnız kalmaya özen göster.

* Anneni say, sev, ara.

* Yeniliklere açık ol, ama ille de değişmeye çalışma.

* Şunu bil ki, sessiz kalmak bazen de en iyi cevaptır.

* Daha fazla kitap oku, dostlarını ara, daha az TV seyret.

* Güzel, şerefli bir hayat yaşa. Yaşlanıp geri baktığında ikinci bir defa tadını çıkarırsın.

* Allaha güven - ama arabanı kilitle.

* Yuvanda sıcak bir ortam yaratmak için elinden geleni yap.

* Sevdiklerinle tartışırken, o anı önemse, geçmişi kurcalama.

* Satır aralarını da oku. Bilgilerini paylaş.

* Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlılık korkudan kurtarır. KONFÜÇYÜS

* Dünyaya iyi davran.

* Dua et. Büyük güç verir. Düşün. Daha da büyük güç verir.

* İşini iyi yap.

* Öperken gözlerini kapamayan sevgiliye güvenme.

* Yılda bir defa, daha önce gitmediğin bir yere git.

* Eğer çok paran olursa, başkalarına yardım et. Paranın en zevkli tarafını kaçırma.

* Bazen istediğin bir şeyin olmaması senin için bir şanstır.

* Önce kuralları öğren, düşün, karar ver ve bazılarını boz.

* En iyi ilişkin, birbirinize olan sevginiz, birbirinize ihtiyacınızdan fazla olduğu zaman olacaktır.

* Başarının gerçek olup olmadığını anlamak için karşılığında neler verdiğine bak.

* Ders alınmış başarısızlık başarı demektir.

* Şunu bil ki, karakterin senin kaderindir.

* Sınırsızca sev, her gönülde çiçek olacağına bir gönülde buket ol.

* Kişiliğini ve kimliğini hiçbir değerle değiştirme!

* Sevgi icin kollarını kapalı tutma, sonra kendinden başka tutacak şey bulamazsın.

* İçinden ne geliyorsa yap. Doğal ol.

* Sana Yapılan iyiliği mermere, kötülüğü toza yaz..

* Mutluluk, sorunsuz bir yaşam değil, onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir.

* Gülmek için mutluluğu bekleme, sonra tebessüm bile edemezsin.
May 10

Hayat

Hayat Bir Tiyatro Gibidir Ve Bence En Zor Rolümüz Sevmektir. Öyleki Her Kişi İyi Rol Kesemez Perde Kapanmadan...

Fatih MANAZ

Acı

İnsanın Yüreği , Gönlü Geniş Olsun Yeterki Daha Ne Acılar Sığar İçimize Daha Nice Nice Acılar Taşırız Biz...

Fatih MANAZ

May 01

Hukuk Ve Demokrasi Kazanacak 01-05-07 3:05

Hukuk Ve Demokrasi Kazanacak 01-05-07   3:05
 
Muhalefetin anti-demokratik tavrına karşıyım. Muhalefetteki partilerden bazı milletvekilleri "Halkımızın da bu konudaki hassasiyetini göz önünde bulundurarak cumhurbaşkanı seçimindeki tavrı dikkate alarak partiden istifa ediyoruz." diyerek partilerinin demokrasi dışı hareketlerine tavır koydular. İktidardan 1 milletvekili istifa etti ve oylamaya katıldı. Şuanki muhalefet partilerinden birisinin vakti zamanında cumhurbaskanı adayını kabul etmeyıp karsı tavır alan baska bır muhalefet partisi için demokratik olması konusunda görüş ve ilkelerini haykıra haykıra söyleyen bir partinin bugün karşı çıktığı tutuma ilkelerinide hiçe sayarak çanak tutması nasıl bir anlayıştır. Daha dün "halkımız bir kısmı genel secimlerde oy kullanmadı" diyerek demokrasi yanlısı gözüken kişiler bugün cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmayı reddediyorlar. Bu nasıl demokrasi anlayışıdır.
 
Yakın zamanda planlanarak şu meydanda toplanın bu meydana gelin diye halkı galeyana getirip ülkeyi ayrı kutuplara bolmeye çalışan insanlar bugün bunu başarmış gözükselerde ben bunu bindirilmiş kıtalar olarak görüyorum .. Çünkü gördüğünüz gibi dernekler toplandı o meydanlarda . Hepside ... kadın derneği olarak geçiyor. Hani şu tv programlarına katılan, gelin kaynana siyasetinden başka bişsey bilmeyen türlerden. Bugün halkı meydanlara döken insanlar simdiiktidarı kışkırtıcılıkla suçluyor.
 
Genelkurmay Başkanlığı’nın yayınladığı muhtıra çok talihsiz bir olaydır. Askerin siyasete karışmasına karşıyım, Siyasete bulaşmanın TSK’yı zayıflattığına, hiçbir şeyi düzeltemediğine inanırım. Neyseki daha sonra Genelkurmay Başkanlığı bildirinin hükümete karşı olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizdi ve “Biz laiklikle ilgili hassasiyetlerimizi bir kere daha, kamuoyuyla paylaştık” dedi. 1960’lardan kalma çağdışı kalan askeri müdahale dönemlerinin tekrar günümüze taşınmamasını ümit ediyorum.
 
 
Muhalefetin iddia ettiği gibi Cumhurbaşkanını seçmek için toplantı yeter sayısının 367 değil 184 olmasının yeterlidir.  Anayasada değerlendirmeler var. Tarafsız olmalı. Ama yasak yok. Toplantı yeter sayısı diye bir kavram var hukukta. Kavramı doğru kullanmayınca yanlış sonuçlara ulaşılır. Toplantı yeter sayısı ayrı bir kavram, karar yeter sayısı ayrı... Toplantı yeter sayısı 184. Bunun istisnası yok. Yorum yoluyla hüküm yapılamaz. O zaman sanal yorum yapılmış olur. Kurallarına uymak gerekir. Hukuka başka şeyler karıştırılmasına karşıyım. Gönlümüzden geçenleri yorumlamaya hakkımız yoktur..

Hukuk bir mizan gibidir, eşittir, herkes hak ettiği kadarını alır ( tabi muhalefet kefenin birisine çaktırmadan parmak bastırıyor )  Ne olursa olsun sonunda kazanan hukuk ve demokrasi olacak.

FATİH
April 24

Fatih

Dizi seyretmem, Belgesel seyrederim.. Neden ; Çünkü Hayvanlar İnsanlardan daha harbi yaşıyor dünyada..
 
 
[Kaynak : Saksı :)      ]
 
 
April 16

Oturup Benimle Ağlarmısın

Oturup Benimle Ağlar mısın?

Işığını yitirmiş bir yıldız olsam
gökyüzünde beni arar mısın?
dizlerimin ütüne yığılıp kaldığımda
üzülür müsün?
tökezlenip düştüğümde kaldırır mısın?
gelip sarılır mısın boynuma?
alır mısın koynuna üşüdüğümde?
yaralarımı bağlar mısın?
oturup benimle ağlar mısın?

Rengini yitirmiş bir gül olsam
eline alıp koklar mısın?
okşar mısın ılık nefesinle?
bir öpücük kondurur musun alnıma?
savurduğunda uzaklara hayat
tenhalarda yoklar mısın?

Çocuğunu yitirmiş bir baba
dizlerine vururken umarsız.
bastırırken ellerini,
acıyan yüreğinin üstüne…
seninde yanar mı yüreğin?
acımı anlatsam dinler misin?
oturup benimle inler misin?
bulutlandığında gözlerim
gözyaşımı siler misin?

İçimde kanlı cam kırıklarıyla
titrerken gece kirpik uclarımda
hüzün koktuğunda pencereme vuran yağmur
seslensem sesimi duyar mısın?
alır mısın beni bu uzak diyarlardan?
merhem olur musun yaralarıma?
sarar mısın acılarımı?
alevimde yanar mısın?
bulutlandığında gözlerim
oturup benimle ağlar mısın?

Yanar mı yüreğin seninde?
bir yetim ah! çektiğinde?
boyun büktüğünde kınalı bir çiçek
düşer mi seninde ateş can evine?
yanar mısın alevine?
inler misin sende?
gece rüzgar inlediğinde! ...

Acılar kavururken yüreğimi
yüreğini yüreğime ekler misin?
titrer misin üzerime?
hastalandığımda yataklarda
başucumda bekler misin?
dinler misin acılarımı anlattığımda?
ağlayıp benimle inler misin?

Vakit gece olunca, gözlerim tavanda
hasta düşünce sıkıntılar içinde, çaresiz
bir yudum suya muhtaç kaldığımda
acı ile kıvrandığında bedenim yatakta
arasam, sana ihtiyacım var desem gelir misin?
bir şiir yaz desem baharlardan, yazar mısın?
öldüğümde ağlar mısın?
arar mısın kıyı köşe?
boynu bükük bakar mısın ardımda?
yüreğimi yüreğinde saklar mısın?
April 12

Coşkun İle Nuri Alço Arasındaki Fark



* Coşkun açtır, Nuri abi tok.
* Coşkun kot giyer, Nuri abi beyaz takım elbise.
* Coşkun kaba kuvvet kullanır, Nuri uyku ilacı.

* Coşkun sevgi barındırmaz, kin kusar, Nuri abi sever belli etmez.
* Coşkun bira içer, Nuri abi viski.
* Coşkun uyuşturucuyu kullanır ve satar, Nuri abi kullanmaz, sattırır.
* Coşkun arkadaşları ile gezer, Nuri abi tek takılır.
* Coşkun traş olmaz, Nuri abi sinek kaydıdır.
* Coşkun Cadillac, Ponciac gibi geniş arabalar kullanır, Nuri abi Mercedes'e biner.
* Coşkun mekan dinlemez, Nuri abi mutlaka yatak odası kullanır.
* Coşkun hedefe her durumda saldırır, Nuri abi hedefi baygınlaştırır.
* Coşkun görevini yaparken kin kusar kuvvet kullanır, Nuri abi dokunuşlarla işini tamamlar.
* Coşkun polis tarafından ilk yakalanır, Nuri abi son.
* Coşkun serseridir, Nuri abi organizasyon ve teknoloji insanıdır.
* Coşkun tecavüz eder ama ispatlayamaz, Nuri abi mutlaka kaset kaydı yapar.
* Coşkun para ve uyuşturucu için babasını satar, Nuri abi onurludur.
* Coşkun emir alır, Nuri abi emir verir.

* Coşkun, vasıfsız bir sokak sapığı olarak güdülerinin esiridir...
Nuri Alço ise kötülüğü simgeleştiren bir anlayışın ipek bornozundan saten çarşaflı yuvarlak yatağına kadar tüm teşkilatı tamam gürbüz ve yiğit figürdür

* Tecavüzcü Coşkun, direk saldırarak sadece şaşkınlık ve korkuya yol açar...
Nuri Alço ise tarzında, daha ağır biçimde hayal kırıklıkları barındırır ve bunlardan beslenir.

* Tecavüzcü Coşkun, esrar ile uyuşur ve genellikle sadece kullanıcıdır...
Nuri Alço'nun ilgilendiği uyuşturucu kokaindir hem de satıcıdır.

* Tecavüzcü Coşkun, kaybetmişliği simgeler ve bu yüzden korkacak bir şeyi yoktur...
Nuri Alço ise 'şeylerin! sahibidir ve bunları kaybedecek gibi olunca aklı çıkar, çok korkar!...

* Tecavüzcü Coşkun, bastırılmış cinselliğin hıncını hayvanlaşarak almaya kararlıdır ve 'bayan kıstırma' durumlarındaki biçimsiz kahkahasıyla kendini ele verir...
Nuri Alço, sahte evlilik vaadiyle, sadece kadına sahip olmakla yetinmeyip o kadını satarak, kurye yaparak, sermaye yaparak vs. yıllar yılı kullanmaya niyetli haliyle, tatminsiz ve şeytanidir, en fazla sinsi model sırıtır. Tam bir çakaldır.

* Tecavüzcü Coşkun, bir toplum kurbanı simgesidir, tedavisi mümkün olabilir...
Toplum ise Nuri Alço'nun kurbanıdır, tedavi mümkün değildir!...
April 01

Son Neferin Son Sancağı

Aşağıdaki fotoğraftaki sancak dünyadaki tek esir Türk sancağıdır. Türk ordusunun 57. alayının sancağıdır. Sancak türk ordusunun şerefidir. Son neferi şehit olana kadar düşmana teslim edilemez.  Ve öylede olmuştur;

 

sancak.jpg

 

Resimdeki sancak, Çanakkale Savaşı’nda son erine kadar şehit olan Kahraman 57nci Alay’ın Sancağıdır. Hâlen Melbourne-Avusturalya müzesinde sergilenmekte olan sancağın tanıtım plâketinde şöyle yazmaktadır:

“Bu Alay Sancağı Gelibolu savaş alanından getirtilmiştir, ama esir edilmemiştir. Türk Ordusu’nun geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızın da altında ölü olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk Alayı Sancağını selâmlamadan geçmeyin”

March 29

Delikanlı

DELİKANLILIĞIN KİTABI ANADINMI

01. Delikanlı adam Scooter tipi motorlara binmez, binenlere de hoş gözle bakmaz.
02. Delikanlı adam sözünden dönmez. Söz vermenin başka bir şey vermeye benzemediğini bilir.
03. Delikanlı adam Light Cola içmez.
04. Delikanlı adam More ve benzeri sigaraları içmez. En delikanlı olanı Camel içer.
05. Delikanlı adam sahte isimle veya isimsiz iş yapmaz.
06. Delikanlı adam laga-luga yapmaz.
07. Delikanlı adam kaypaklık yapmaz.
08. Delikanlı adam dedikodu yapmaz.
09. Delikanlı adam ayağını yorganına göre uzatmaz. Uygun yorganı yoksa yorgansız yatar.
10. Delikanlı adam görevden kaçmaz.
11. Delikanlı adam rejim yapmaz. Yapana da iyi gözle bakmaz. Diyet yoğurt, peynir vs yemez.
12. Delikanlı adam büyüklerine hürmet eder, küçüklerini korur.
13. Delikanlı adam ana babasına extradan hürmet eder.
14. Delikanlı adam hayvanlara iyi davranır.
15. Delikanlı adam fino vb süslü köpekleri gezdirmez.
16. Delikanlı adam köpekten korkmaz.
17. Delikanlı adam kısa pantolon giymez. Zorunlu hallerde Şort giyer.
18. Delikanlı adam saçını boyatmaz, saç ektirmez.
19. Delikanlı adam az konuşur öz konuşur.
20. Delikanlı adam kodu mu oturtur.
21. Delikanlı adam fanatik olmaz.
22. Delikanlı adam Televole ve benzeri programlarla muhatap olmaz.
23. Delikanlı adam Labunyalardan haz etmez.
24. Delikanlı adam bira içmek isterse soğuk Efes içer. Labunya birası içmez.
25. Delikanlı adam silahını sadece temizlik için kullanır, süs için taşımaz, kullanmayacaksa çıkarmaz ve göstermez.
26. Delikanlı adam gaza gelmez. Gerektiğinde 20. maddeyi uygular.
27. Delikanlı adam tavuk gibi erkenden yatmaz. Gerektiğinde hemen uyanır.
28. Delikanlı adam Labunya gibi sakal bırakmaz. Örnek: Mirkelam, bir ara Hakan Şükür, veya top sakal.
29. Delikanlı adam borcunu öder. Sadece diğer delikanlılardan borç alabilir. Labunyalardan borç alamaz.
30. Delikanlı adam mezesiz de içer. Yumruk mezesi her halikarda serbesttir.
31. Delikanlı adam avucunu yalamaz.
32. Delikanlı adam rüşvet verir ama alandan nefret eder. Rüşvetle iş yapmaz.
33. Delikanlı adam açgözlülük yapmaz.
34. Delikanlı adam haraç vermez.
35. Delikanlı adam sallama çay içmez.
36. Delikanlı adam sadece delikanlıların müziğini dinler, Labunya müziği dinlemez (Tekno, Acid vb).
37. Delikanlı adam eroin ve kokain kullanmaz, satmaz satanlardan nefret eder.
38. Delikanlı adam delikanlı gibi giyinir.
39. Delikanlı adam ırk, dil, din ayrımı yapmaz.
40. Delikanlı adam diğer insanları sömürmez, Labunyaları bile. Sömürenden nefret eder.
41. Delikanlı adam cömerttir, yardımseverdir, şefkatlidir.
42. Delikanlı adam modayı takip etmez.
43. Delikanlı adam küpe takmaz, labunya gibi saç uzatmaz.
44. Delikanlı adam kamyoncu kültürüne saygı gösterir.
45. Delikanlı adam taksici ve minibüscü kültürünü sevmez.
46. Delikanlı adam korkabilir ama korktuğunu belli etmez.
47. Delikanlı adam Labunyalar gibi kasıntılık ve kibirlilik yapmaz.
48. Delikanlı adam delikanlı adamı kollar.
49. Delikanlı adam delikanlı gibi dans eder, Labunya gibi dans etmez.
50. Delikanlı adam Haydar Dümen ve Güzin Abla gibi şahsiyetlerle muhatap olmaz.
51. Delikanlı adam kağıt helva, elma şekeri ve pamuk helva yemez.
52. Delikanlı adam ağzı açık cak-cuk sakız çiğnemez.
53. Delikanlı adam röntgencilik ve teşhircilik yapmaz.
54. Delikanlı adam delikanlı arkadaşlarına servis yapabilir. Labunyalara kesinlikle servis yapmaz.
55. Delikanlı adam yağcılık ve yalakalık yapmaz.
56. Delikanlı adam Labunya takısı takmaz.
57. Delikanlı adam papyon takmaz, zorunlu hallerde kravat takabilir.
58. Delikanlı adam bilerek hata yapmaz, yaptığı hataları kabul eder ve düzeltir.
59. Delikanlı adam astroloji, yoga, fal, aerobik, fitness, step gibi Labunya işleri ile uğraşmaz.
60. Delikanlı adam Malibu, Archies gibi Labunya içkileri içmez. Rakı, Viski, Votka, Cin, Rom, Tekila gibi delikanlı içkileri içer.
61. Delikanlı adam sarhoş olduğunu belli etmez.
62. Delikanlı adam ser verir sır vermez.
63. Delikanlı adam pantolon askısı takmaz. Kemer serbesttir.
64. Delikanlı adam parlak renkli elbise giymez.
65. Delikanlı adam altın diş takmaz.
66. Delikanlı adam kimseyi ispiyon etmez, Labunyaları bile.
67. Delikanlı adam ispiyoncuları sevmez.
68. Delikanlı adam başkasının işine burnunu sokmaz.
69. Delikanlı adam laf atmaz, sarkıntılık yapmaz.
70. Delikanlı adam Labunyalar gibi mal beyanında bulunur gibi giyinmez.
71. Delikanlı adam el şakası yapmaz. Yapandan da hoşlaşmaz.
72. Delikanlı adam konuşurken el kol hareketi yapmaz.
73. Delikanlı adam canım, cicim, hayatım gibi lafları gereksiz yere kullanmaz.
74. Delikanlı adam emanete hıyanet etmez.
75. Delikanlı adam sevgilisiyle el ele dolaşmaz.
76. Delikanlı adam hasta numarası yapmaz.
77. Delikanlı adam artislik yapmaz.
78. Delikanlı adam acil durumlar dışında koşmaz.
79. Delikanlı adam iftira atmaz.
80. Delikanlı adam Light sigara içmez.
81. Delikanlı adam alçak gönüllüdür.
82. Delikanlı adam övülmekten hoşlaşmaz.
83. Delikanlı adam Labunyalarla tartışmaz. Labunyalara verilecek en iyi cevap 20. maddededir.
84. Delikanlı adam kendisinden uzun boylu kızlarla dolaşmaz.

85. Delikanlı adam kafasına göre delikanlılık kuralı koymaz.

March 16

70CL

Dostlukmuş...ölüme yürümekmiş...
Üstüne titremekmiş...vefaymış! ..
Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı duvara çarpıp
Çıkıncaya kadarmış! ..

Bana komaz deyip
Sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları,
Asıl sancı, uyandığında
Bütün odaları boş görünce koyarmış! .
March 12

Kastın Neydi Moni ?

Kentin eski ahşap evlerinin sıralandığı sokakların ucundan, er geç, Kastamonu Kalesi görünür. Burası, kentteki Bizans varlığını hatırlatan tek yapı. Kaleye çıkıp, tepeden kenti seyrettiğinizde. Aklınıza, Kastamonu adının kökenine dair anlatılan, efsanevi, romantik öykü gelir. Bizans tekfurunun güzel kızı Moni, kaleyi kuşatan Türk askerlerinin komutanını, kale burçlarından görür ve aşık olur. Türkler, Bizans tekfurunun direnişi karşısında, kuşatmadan vazgeçmek üzeredirler. Bir gece, Moni dadısını kalenin anahtarıyla birlikte, Türk beyinin çadırına gönderir. Dadı, beye, Moni nin ona aşık olduğunu söyler, kuşatmayı bırakıp gitmemesini ister ve ona kalenin anahtarını verir. Kısa bir zaman içinde, Türkler yeniden saldırıya geçmiş, tekfursa kızının ihanetini öğrenmiştir. Baba, kızını, kırk arkadaşıyla birlikte, kaleden aşağı attırır. Bu sırada tekfur, acı içinde, Kastın neydi Moni? diye bağırıyordur...
March 07

KASTAMONU

KASTAMONU DESTANI'NDAN
 
 
"öyle bir cevher ki dünyaya bedel
biçilmez pahası kastamonunun
yapılsa tükenmez o kadar güzel
haşre dek senası kastamonunun
 
güneş hayran bakar geçerken burdan
mehtap bir dilberdir saçları nurdan
yıldızlar baygındır vecd-i sürurdan
başkadır seması kastamonunun
 
her yabancı meftun her gönül beste
şiirler söylenmiş hem deste deste
can verir cansıza bir tek nefeste
iksirdir havası kastamonunun
 
küçük sanatlarda yoktur menendi
kendi yağı ile kavrulu kendi
köy şehir halkının hepsi efendi
ednâsı âlâsı kastamonunun
 
bir su içen yahut geçen yanından
nasrullahın çifte şadırvanından
bir daha gelmemek olmaz şanından
yamandır burası kastamonunun
 
ceylanlar dolaşır ormanlarında
pehlivanlar gezer meydanlarında
kötüler savrulu harmanlarında
serttir fırtınası kastamonunun
 
halkı asil merttir nankörlük etmez
burada yetişen bir daha yitmez
dört bir yanı yatır saymakla bitmez
ulu evliyası kastamonunun
 
hey benim vatanım cevher vatanım
bir taşı cihana değer vatanım
ben sana bağlıyım dilber vatanım
oldum müptelası kastamonunun
 
kastamonum işte bir vatan değil
can içre canandır sade can değil
elde gönül sazı bu Ozan değil
var nice şeydası kastamonunun"
 
(İhsan OZANOĞLU)
 
 
 
February 28

KURTLAR VE İNSANLAR


Seksenli yıllar, Berlin Olimpiyat Stadyumu...

Alman gençler hıncahınç doldurmuş stadı. Çünkü yirminci yüzyılın en
önemli filozof-sanatçılarından Frank Zappa konser verecek. Ama bir
sorun var: Konser saati gelmiş olmasına rağmen sanatçı ortada yok.

Yarım saat, bir saat geçiyor, yok yok yok...

Tam iki saat sonra teşrif ediyor nihayet. Ağır adımlarla sahneye
çıkıyor, mikrofonun önünde durup seyirciye bakıyor.

Sonra eliyle bir Nazi selamı çakıveriyor birden:

"Heil Hitler!"

Stadyumda ölüm sessizliği... Berlinliler şaşkın. Yavaş yavaş bir
homurtu yükselmeye başlıyor.

Sahnedeki adamsa hiç oralı değil. Tekrar çakıyor Nazi selamını.

"Heil Hitler!"

Seyircilerin küçük bir kısmı, aynı şekilde bağırarak cevap veriyor
ona. Ama sanatçı hâlâ memnuniyetsiz.

Daha sert bir Nazi selamı veriyor ve bağırıyor avazı çıktığı
kadar: "Heil

Hitler!"

Bu sefer seyirci hazırlıklı... Stadyumun yarıya yakını sahnedeki
adamın söylediği şeyi bir ağızdan tekrarlıyor. Ne var ki tatmin
olmuyor Frank Zappa... Karşısındaki binlerce kişiye ters ters
baktıktan sonra yine veriyor o selamı, yine bağırıyor.

"Heil Hitler!"

Kitle artık ne yapması gerektiğini anlamış durumda. Bir ağızdan "Heil
Hitler!" diye cevap veriyorlar, bütün stadyumu inleterek.

Bir sessizlik oluyor.

Kısa ama gergin bir sessizlik.

Frank Zappa'nın sözleri bozuyor sessizliği: "Ey Almanlar, gördüğüm
kadarıyla siz hâlâ akıllanmamışsınız. Yok size konser monser!"

Dönüyor arkasını ve çekip gidiyor sahneden.

***

Kıssadan hisse:
1) Faşizm şakaya gelmez arkadaşlar.

2) Beklediğiniz şey gecikince öfkenizi kontrol edin. Kötü emellere alet olabilirsiniz.

3) Bir şeyi herkesin hep bir ağızdan bağırması, onun hayırlı sonuç vereceği anlamına gelmez.

4) Birinin elinde mikrofon var diye her söylediğini yapmak zorunda değiliz.

5) Almanlar iyi niyetli bir millet. Başlarına ne geldiyse bu yüzden geldi zaten.

6) Açın Türkiye'nin önünü.
 
Tuna Kiremitçi (21.02.2007)
Kaynak: Murat DURMAZ
 

 
February 27

HOCALI KATLİAMI

HOCALI KATLİAMI

1991 yılında Azerbaycan Parlamentosu’nun halktan gelen baskılar karşısında Dağlık Karabağ’ın özerk bölge statüsünü ilga etmesine karşılık Dağlık Karabağ Parlamentosu bir referandum düzenleyerek cevap vermiştir. Çoğunluğu Ermenilerin oluşturduğu bölgede referandum sonucunda Dağlık Karabağ Parlamentosu bağımsızlığını ilan etmiştir. 1992’de Sovyet birlikleri de bölgeden çekilmiştir.

Hocalı’da gerçekleştirilen katliama giden süreçte, Ermenileri Rusların desteklediği yönünde ciddi bulgular bulunmaktadır. Ermeni gönüllülerden oluşan silahlı gruplar Karabağ’a yerleştirilmiştir. Ardından Gorbaçov, 25 Temmuz 1990’da yayımladığı bir kanun ile SSR (Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti) kanunları dahilinde olmayan silahlı grupların kurulmasını yasaklamış ve kanunsuz olarak saklanan silahlara el konulmasını sağlamıştır. Bu kanunla birlikte Azerbaycan’ın bütün bölgelerinde av silahları da dahil olmak üzere silahlar toplanmış, Dağlık Karabağ’da ise bu görev Rus askerleri tarafından yerine getirilmiştir. 1990 yılının Ağustos ve Eylül aylarında Ermeniler saldırılarını doğrudan Azerilere yöneltmeye başlamışlar, otobüs baskınları, yol kesme gibi terör eylemlerine kalkışmışlardır. 1990 yılı başlarında yaklaşık 186 bin Azeri, Ermenistan’dan Azerbaycan’a gitmeye zorlanmıştır. Ekim 1991’de ilk Azeri köyü Ermenilerce ele geçirilmiştir. Hocalı Katliamı, Rus askerlerinin desteğiyle 25–26 Şubat 1992’de Hocalı’ya ulaşan Ermeni kuvvetlerince gerçekleştirilmiştir. Rusya olaylarla ilgisinin olmadığını iddia etse de, Rus ordusuna ait 366. alayın 1991’in sonbaharından beri Ermenilerin safında savaştığı, alaydan kaçan dört askerce doğrulanmıştır.

10 bin nüfuslu Hocalı’da olaylar sırasında yaklaşık 3.000 Azeri bulunmaktaydı. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısının 1.300 kişi olduğu söylenmektedir. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türkleri de evlerinde yakılarak öldürülmüştür. Kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller katledilmiştir. Katliamın ilk gecesinde sekiz aile bütün fertleriyle öldürülmüş, 700’den fazla çocuk anne ya da babasını kaybetmiştir. Yaralılar ise 1.000’in üzerindedir. Katliama tanık olan bir gazeteci, yaşananları şu şekilde aktarmaktadır:

“Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım. Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan Türk’ünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı katliamı anlatılamaz bir vahşetti. Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz Mütellibov, olayı dört gün boyunca kamuoyundan gizlemeye çalıştılar. Bütün Azerbaycan şok olmuştu. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam’a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Agdam arasındaki 12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti.”

Gelişmelere seyirci kalan BM ve Batılı devletler, Ermenilerin yaptıkları katliamlara ve işgal hareketlerine ciddi bir tepki göstermemişlerdir. Ermenilerin Mayıs 1992’de Nahçıvan’a saldırmalarından sonra Türkiye 1921 Kars Anlaşması çerçevesinde bölgeyi korumak için askerî müdahalede bulunabileceğini açıklamıştır. Uluslararası toplum, ancak Ermenilerin nüfusu 60 binden fazla olan Kelbecer’e saldırmasıyla harekete geçti. BMGK, 822 sayılı kararı ile Ermeni kuvvetlerinin işgal altındaki topraklardan çekilmesini istedi, ancak bu sonuç vermedi. Kararın ardından AGİT bünyesinde arabuluculuk çalışmaları başlatıldı.

1994 yılında iki taraf arasında ateşkes ilan edilmiştir. Savaş sonrası çözüme kavuşturulamayan bir diğer sorun da, ülke içerisinde yerinden edilen ya da sığınmacı durumuna düşen bir milyon civarı Azeri’dir. Bunların büyük bir çoğunluğu Azerbaycan sınırları dahilinde yaşamaktadırlar. Azerbaycan nüfusunun %10’undan fazlası ülke içinde yerinden edilmiş sığınmacılardan oluşmaktadır ki bu, kişi başına dünyada yerinden edilmiş en büyük nüfus hareketlerinden biri anlamına gelmektedir. Bu insanlar hâlâ Ermenilerce işgal edilen topraklarda bulunan evlerine geri dönmeyi beklemektedirler. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan veya başka ülkelerden Azerbaycan’a gelen Azerbaycan vatandaşları, Azerbaycan hükümeti tarafından “göçkün” olarak adlandırılmaktadır. Sorunlarına hâlâ kalıcı çözümler bulunamayan göçkünler; mesken, iş, yiyecek, sağlık, eğitim ve can güvenliği gibi birçok sorunla karşı karşıyadırlar. Bu kişiler Bakü ve çevresinde, zor koşullar altında çadırlarda, barakalarda, okul ve yurtlarda, pansiyonlarda, dükkanlarda, yük vagonlarında, hatta yol kenarlarında yaşam mücadelesi vermektedirler.


February 22

Bence Aşk

Ben Bedene Aşık Olmam.
Ben Allah ın Yarattığı İç Ve Dış Güzelliğe Aşık Olurum.

Atasözü & Fatihsözü

Kalem kılıçtan keskindir.
Ama...
Bir Kalem İçin Adamı Alnının Orta Yerinden Vururlar.
 
 
 
 
 
February 20

Düğün Alanı

Düğün Alanı
 
Kastamonu'da yarım bırakılan havaalanı, düğün salonu olarak kullanılıyormuş. Hani futbolcunun önüne 'al da at' dercesine pas gelir ya; bu haber de bir mizah yazarı için al da işle dercesine...
 
* Her düğün salonu aslında havaalanıdır. Herkes birbirine hava atmak için yarışır. Havaalanında düğün güzel olmuş, cuk oturmuş.
 
* Havaalanı düğün salonu olursa yer hostesleri pasta limonata falan dağıtır. Uçuş hostesleri gelinin duvağını taşır. Kaptanlar damada nikah ve gerdek öncesi son talimatları verir herhalde.
 
* Havaalanı adetleri düğünlere yansırsa daha da enteresan olabilir. Dahili anonstan şöyle bir şey duyulabilir mesela: "Sayın konuklar düğünün gelini saç tuvaletinin uzaması nedeniyle 3 saat rötar yapacaktır. Erkek tarafının 1 numaralı giriş kapısından giriş yapmaları, davetlilerin çekin işlemlerini yapmamaları, çekinmeden halay çekmeye devam etmeleri rica olunur. Etenşın pliiiz"
 
* Gelin arabası yok bu durumda. Gelin helikopteri, gelin uçağı falan. Zarf bekleyen çocukların havada uçak beklemekten boyunları tutulur tabii arada.
 
* Takı törenini de kaptan pilotumuz sunar artık. "Sayın yolcularımız ben kaptan pilotunuz Recai Pırtlak. Şimdi takı durumu hakkında size biraz bilgi vermek istiyorum. Şu anda gelinin dayısından damada bir altın saat takılıyor. Diğer tarafta da damadın babasından geline bir Reşat geldi. Tahmini tören bitiş zamanımız 23.30. Pistte şu an hava açık sıcaklık 22 santigrat derece civarında. Hepinize iyi düğünler.."
 
* Düğün salonu havaalanı olunca tek bir düğün olmaz mutlaka. Aynı anda 2-3 düğün çıkar aradan. Her düğünün de halayı var tabii. Uçuş kontrol tahtalarında halay ekiplerinin başlama ve bitiş saatleri falan yazıyor mesela. Halaylar çarpışmasın diye.
 
* Normal düğünler de bile millet masraf konusunda uçuyor. Düğün havaalanında olunca siz görün şimdi manzarayı.
 
* Kule faktörü de önemli mesela. Nasıl uçaklara kalkış iniş izni veriyorsa düğündeki kız ve erkek tarafına da dansa kalkış ve dans pistine iniş izni de verebilir. Gerdek öncesi damada kalkış izni mi? Siz de çok fesatsınız ama.
 
 
(SABAH GAZETESİ  26-06-2006)
February 17

Fatih Derki

Aldatmak, Benim Dizlerime Çömelmişken Asla Aldatmadığım Ve Eline Geçen İlk Fırsatta Beni Aldatmaya Çalışan İnsanlar.
Cümleniz İyi Dinleyinki Hakikatin Tokadı Ağır Olacak.  
 
 
                                                                                                                                                                            Fatih MANAZ
February 14

Seni Seviyorum

Seni Seviyordum

Sana uzak kentlerden birinde
Zamanın bir yerinde
Seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi
Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi
İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri

Seni seviyordum ve senin haberin yoktu
Saçlarını izliyordum uzaktan
Kulağının arkasına düşüşü ve burnun
Herkesten başkaydı işte
Güldüğün zaman yukarıya bakardın
Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı
Ne güzeldiler
Sen bilmiyordun   ben seni seviyordum
Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler
Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu
Geri dönüyordu çoğalarak
Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi
Herşeyi erteleyişim oluyordun
Kalp ağrısı oluyordun
Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk
Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyor
Ve bazen, tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk
Cesurduk
Ufuk çizgisi maviydi, günbatımı hep turuncu
Ve kırmızıydı bütün karanfiller

Ben seni seviyordum   sen bilmiyordun
Sevinçlerim oluyordun ara sıra
Sen hiç bilmiyordun

Sonra herhangi biri oldun
Bütün sevinçlerim bittikten sonra
Yağmurlar yağdı serin haziran akşamları
Derken birgün uzaktan gördüm seni
Saçların bana inat başın herşeye meydan okuyarak
İşte yine aynı
Kalbimi acıttın   her zamanki gibi
Değiştik sanıyordum. ve sen yine bilmiyordun

Şimdi bunları anlatsa sana birileri
Kimbilir
Yada boşver
Bilme en iyisi
İclal Aydın 
February 09

Sanal Seks…(!)

Teknolojinin gelişmesi ve birçok açıdan hayatımız için bulunmaz bir nimet olduğu bu dönemde, ne kadar acı ki, saçma sapan olaylar da yaşamamıza girmeye başladı…!

…”çağın hastalığı” demeyi çok isterdim ama kusura bakmayın söylemeyeceğim. Çünkü bence “çağın sapıklığı”…

…evet cidden bir sapık eğilim…

…tamamen fantezilerden oluşan… tamamen gerçekle bağlantısı olmayan… tamamen içi boş… tamamen tetikleyici… tamamen kandırıcı… tamamen kendini sıfırlayıcı… tamamen kendini, karşısındaki kişiyi tatmin edecek bir “obje” haline getirici son derece çirkin bir durum.

Gerekçeleri herkese göre farklı:

… utangaçlıktan… sıkıntıdan… son dönemde yaşanan ruhsal sorunlardan… eşiyle işlerin yolunda gitmemesinden… aradığı gerçek mutluluğu bulamadığı için ne yaptığını bilememekten… başkalarına sorarsa ayıp olur diye düşünüp, merak ettiği soruların cevabını bulmak için yapılmış masum hata olmasından… önce merak edip başlayıp, sonra kendine hakim olamayarak devam ettiklerinden… kendi tipini beğenmeyip aşağılık kompleksi yaşadığı için, sanal ortamda birliktelik yaşarsa, kendisini daha iyi hissedeceğinden…vs…vs…vs…

HİÇ KUSURA BAKMAYIN…!

RUHUNUZDA GELİŞMİŞ SAPIK EĞİLİMİ, BU VE BENZERİ BAHANELERLE MASKELEYEMEZSİNİZ…!

Sevgili okurlar… psikolojik süreçler açısından bakıldığında normal sınırlar dışına taşmış cinsel eğilimler, sapıklık olarak adlandırılır. Burada normalin ve normal olmayanın ne olduğu tartışacak değilim.

…ama psikoloji açısından kolaylaştırıcı formül şu:

Yaptığınız/seçtiğiniz yöntem (konu ne olursa olsun) işinize yarıyorsa ve uzun vadede size ve içinde bulunduğunuz topluma zarar vermiyorsa, sizin için ortalama doğruyu temsil eder. Fakat yaptıklarınız/seçtikleriniz, başta size, sonra çevrenize ve çevrenizle kurduğunuz ilişkiye zarar veriyorsa, iyi seçilmiş bir tavır değildir.

Sanal seks, ilk etapta kişiyi (güya)doruklara çıkardığı ve karşılıklı kimseden kimseye zarar vermediği(!) için tercih ediliyor. Kadınlar ve erkekler, birbirlerini hiç tanımadan sanal ortamda rastgele buluyorlar ve bir süre sohbetten sonra başlıyorlar…

Eğitimli… eğitimsiz… evli… bekar… yaşlı… genç… fark etmiyor. Bir çoğu farklı bir kimliğe bürünüp kendi gerçek kişiliğini sakladığı için, ekran başında rahat rahat bir şeyler yaşıyorlar.

…saçmalık dediğim şey tam da burada başlıyor aslında… çünkü başlangıçta çok fazlasıyla işlerine gelen bu durum, zaman içinde psikolojilerinin bozulmasına neden oluyor. Yapılan davranış, kendi içinde düzenli ve dengeli bir formda olmadığı için, ilerleyen zamanla birlikte en hafifinden “suçluluk psikolojisi”ne neden oluyor.

Neden dersiniz…? Neden suçluluk psikolojisi…?

Çünkü ne kadar sanal olursa olsun, herkes bal gibi biliyor ki yaptığı şey yasak ilişki, zina veya adına ne derseniz deyin, illegal bir ilişkiden ötesi değil. Günlük yaşamında “namus timsali” edalarıyla dolaşan bu kişiler, kendi sanal alemlerinde ağızlarına bile almak istemedikleri kelimeleri kendilerine yakıştırdıklarının farkında. Bu nedenle bilinçaltı vicdan devreye giriyor ve “Sen ne yaptığının farkında mısın?” diyor. Üstelik muhatabının kim olduğunu bile bilmeden… Belki farkında olmadan en yakın arkadaşınızın eşiyle yapıyorsunuz bunu… belki